Biraz da Avrupa

Rodos

Fethiye’ den feribotla sadece 1.5 saat uzakta olmasına rağmen yıllarca vize belasıyla uğraşmaya vaktim olmadığı için gidemediğim Rodos’ a bu 3 aylık yaz tatilimde gidebildim sonunda. Burnumun dibinde ne güzellikler varmış.. Aynı deniz, aynı güneş ama birşeyler fark yaratıyor işte. 1,5 saat ötede 20 liraya çupra yiyeceğin restoranlar sinek avlarken, o çupranın kardeşine 20 Euro’ yu vereceğin Rodos Restoranları’ nda yer bulmakta zorlanıyorsun. Bazılarına göre bu iş sadece hristiyanlık meselesi. Onların elinde turizm bu hallerdeyken tabii ki suçu atacak bişeyler bulmak lazım.

Çocukluğunu Fethiye’ de geçirmiş şanslı insan olarak (tekrar tekrar söyliyeyim ki bilmeyen kalmasın ;)) Fethiye’ deki Kayaköy’ e elli defa gitmiş olabilirim. Kayaköy, duymuşsunuzdur, mübadele ile boşaltılmış eski bir Rum kasabası. Türklerin eline geçti yani. Oraya ne zaman gitsem, kapısı penceresi kalmamış, sadece taştan ibaret bu kutu gibi kırık dökük yapıların içinde birzamanlar insanların nasıl yaşadığını resmetmeye çalışırdım, ve beceremezdim. Bu daracık sokaklar, minicik evler, nasıl nasıl nasıl? Yok ki bir tane doğru düzgün kalan, referans alayım. Neyse ki Rodos’ a gidip gördük. O evler nasıl aynen yaşatılır, nasıl otel, restoran olarak işletilir, sokaklar turistle doldurulur.

Kısacası, Rodos, olması gerektiği gibi bir tatil cenneti. Ve ben Fethiye’ ye her gidişimde oraya yakın olduğum için kendimi çok şanslı hissedeceğim.

Gezilen yerler: Rodos Old Town, Lindos

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*