Güzel Şeyler / Türkiye

3 Ay Yaz Tatili

Herşeyi baştan öyle ayarlamalıydım ki, hem yazın 3 ay doyasıya Türkiye tatili yapayım, hem de işimden kovulmayayım. Doğumdan sonra 12 hafta olan annelik iznimin (Amerika ne yazık ki bu konuda çok cimri, kahrolsun kapitalizm) sadece 6 haftasını kullanarak işe dönmüştüm. Bana neden bu kadar erken döndüğümü soran patronuma “işlerin aksamasını istemiyorum, hem kendimi iyi hissediyorum, hazır annem de burada, iznimin diğer yarısını yazın kullanıcam” demiştim. Yaza doğru da yanına gidip dedim ki ben bu yaz gidiyorum 3 ay gelmeyeceğim. Kalp krizi geçirecekti neredeyse. Hani 6 haftaydı? Amerika’ da babanın şirketinden böyle kaytaramazsın. Hemen başladım şimdiye kadar biriktirmiş olduğum çalışkan ve sorumluluk sahibi kredilerimden kullanmaya: Ben babamı iki senedir görmedim, yeğenlerimin büyüyüşünü ancak skypetan takip edebiliyorum, ülkemi özledim, dünyanın öbür ucunda yıllardır 2-3 haftalık tatillerle Türkiye’ ye gidebiliyorum, bu da hayat mı, drama, drama, mıy, mıy derken kız çocuğu babası duygusal patronum yanımdan peki bir düşüneyim bakışıyla ayrıldı. Sonradan bu konuyu pek konuşmadık, isteğimin onaylandığını sezmiştim. Hazırlıklar, biletler derken ben sessizce el sallayıp ortadan kayboldum. Woo hoo!! Canım patronum!! Dünyanın en tatlısıdır oo!!

Hayatımda en son ne zaman 3 ay tatil yapmıştım acaba? Sanırım 16 yıl önceydi.. Liste kabarık; Fethiye – Antalya – Fethiye – Rodos – Fethiye- Ankara- Çanakkale – Ankara – Fethiye – İstanbul. 3 ay!! Harca harca bitmez. Türkiye’ de geçirdiğim 28 yaşım boyunca tanıştığım herkesi görmek istiyorum, o kadar hırslı başlıyorum bu tatile. Çocuğu anneme bırakıp, plajda kızlarla tıpkı eski günlerdeki gibi kikiri yapıcam, kokteyller içicem, dans, dans, parti, parti,… veeee boom!

Yeniden hamileyim.

Bu da nereden çıktı şimdi? Daha geçen yıl hamileydim.. O kadar da dikkatliydim halbuki. Upsi.

Hayallerdeki elinde margharita ile dans eden bikinili kız resmi daha ilk haftadan tarih oldu. Bende bir halsizlik, bir iştah. Neyse ki sonradan kendime gelip tatilime odaklandım; içsel yolculuk, psikoterapi. Hamileliğin en zor aylarını tatilde yata yata geçirmek de fena birşey diil aslında. Zaten Mila’ ya kardeş de istiyorduk. Sadece gelmesi gerekenden 2-3 yıl önce gelmiş oldu bu minik kaçak. Ailede ve arkadaş çevresinde yaşanan şoklardan hiç bahsetmiyorum.

Ben tüm bu heyecanları art arda yaşarken, Türkiye’m tarihinin en utanç verici yazını yaşadı. Yok darbeymiş, DAEŞmiş.. Amerika’ daki arkadaşlarım döne döne benim ve ailemin durumunu sordu, biz içerden OHALimizle onlara iyi olduğumuzu söyledik. Kimse iyi değil, hiçbir zaman iyi olmayacak. Artık durumumuzu ve duygularımızı konuşmaya bile gerek kalmadı. Sessizce yok olup giden güzellikleri izliyoruz. Aptal olmayanlarda bile derman kalmadı artık.

Çocuk sahibi olmanın tek kötü tarafı, sürekli endişe içerisindesin. Onları üzebilecek, incitebilececk her durumun minicik olasılıkları uykusuz geceler demek. Zaten hayat yeterince kazık, bari emin ellerde büyüsünler istiyorsun. Bunun için başkalarına da güvenmek zorundasın. İşte bu Türkiye tatilimde, 3 ay boyunca, görüştüğüm arkadaşlarımda ve ailelerde o endişeyi gördüm. Herkes lafı bir şekilde çocuklarının geleceğine getirip, bana yurt dışında yaşama yollarını soruyordu. Bir annenin gözlerine o kaygıyı yerleştiren bir ülke artık Türkiye.

Onun dışında, tatil güzeldi. Patlayan bombaların arasında, ölmeden geldik. Elimizden geldiğince gülmeye çalıştık. Döndüğümde ise sanki çok normal bir süreçten geçiyormuşum gibi rol yaptım iş arkadaşlarıma. Konu hızlıca değişti zaten, benim saklamaya çalıştığım ama saklamayı beceremediğim göbeğime kaydı. Kaliforniya’ da hava sıcacık, tuzlar kuru. Kimin umrunda Orta Doğu. Mutfakta iki kahve arasına sıkışan detay alt tarafı. Trump’ ın hokkabazlıkları asıl mesele şimdi buralarda.

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*