Güzel Şeyler

Son Dokuz Ay

Taa Şubat ayından bu yana hamileyim, canım çıkmış, geçenlerde eşim bana “Zaman ne çabuk geçti di mi, daha dün gibi bana o haberi verişin” demez mi.. Aaarghhh! Koskoca 2015, vücuduma kısıtlamalar getirerek geçti geçecek. Minicik bir velet, daha velet bile olmadan beni ipe dizdi. Sakın koşma, tenis oynama, kendine ve yediklerine sürekli dikkat et, eğilme, ani kalkma..Hayatımı tamamen kontrol altına aldı ki özgür ve dikkafalı ruhuma en çok koyan bu oldu galiba. Ve daha yolun başındayız, farkındayım..

Şimdi son günler ve sabırsızlıkla minnoşumuzu bekliyoruz ama oturduğum yerden bu satırları yazarken bile nefes alamamak gibi bir durum söz konusu, o yüzden ileride bu yazıyı okurken şu an neler çektiğimi hatırlayıp somurtmam çok olası. Aynı zamanda içimde kıpırdayıp durmasının garip ve tatlı hissini de hatırlayıp gülümseyebilirim de.

Çocukları çok sevmeme ve onlarla gayet güzel geçinmeme rağmen, hamileliğime kadar çocuk sahibi olmak ile ilgili en temel şeylerden bile habersizmişim, başıma gelince anladım. Meğer öğrenecek ne çok şey varmış.. Belki de bu yüzden 9 ay. Oturup çalışalım iyi hazırlanalım diye. Bu süreçte pek “tiger mom” alametleri göstermesem de bilinçli anne adayı kılığına büründüğüm doğrudur. Kitaplar okudum, kurslara gittim, forumlara yazıldım, aplikasyonlar indirdim, doktorum ne dediyse harfiyen yaptım, hiçbir randevumu kaçırmadım, iştahla deneyimlerini anlatan anne ve babalara herzaman kulak kesildim. İlginç bir yolculuktu.

Evet, haftalarca süren mide bulantıları gerçek, ve o bildiğiniz mide bulantılarıyla alakası yok. Hayattan nefret ettiğiniz bir süreç, yüzde hep sevimsiz bir ifade. Pırıl pırıl bir restona girer girmez halının kokusunu almak,  ağızda sürekli paslı demir yalamış gibi bir tat, en sevdiğin yemeklerden tiksinmek falan gibi tuhaf tuhaf şeyler.. Neyse ki bende ilk 3 ay sonunda bıçak gibi kesildi bu anormal süreç, ve hayatıma güneş yeniden doğdu. Bu çileli durumu 9 ay yaşayanlar da varmış, onların hepsini dünyanın  en kutsal anneleri ilan etmek lazım.

Hamileliğimde kendime aferin dediğim kısımlardan birisi, son ayıma kadar düzenli olarak her gün ya pilates ya da yüzmeye zaman ayırmamdı. Bence sağlıklı kilo almama ve olası sırt ağrılarımı engellememe yardımcı oldu. Son birkaç haftamda ise bir terslik olmasından çekindiğim için biraz hareketsiz kaldım, üstüne bir de evden çalışmaya başladım, ve beklenen son. Aşağıda bir çift ayak bileği vardı, noldu onlara? Sporun önemi her durumda kendini hissettiriyor…

İsim konusu… Kız bebeğe isim kolay, asıl erkek için bulmak zor derken, kızımıza isim bulana kadar canımız çıktı. Fethiyeli olmamdan, eşimin bu bölgeye hayranlığı ve yüksek lisans tezini Likya Bölgesi üzerine yazmış olmasından, yıllardır aramızda sessiz bir anlaşma vardı. Bir kızımız olursa ismini hiç düşünmeden “Likya” koyacaktık. Bu rüyamız, hamileliğimin ortalarında fırlama bir Amerikalı arkadaştan “Hmmm.. Emin misiniz? Kızınıza sonra gelip ‘lick ya my ….!!’  demesinler?” diye bir yorum duyana kadar sürdü. Sokak İngilizcesinden bihaber iki cici ebeveyn adayı olarak önce büyük bir hayal kırıklığına uğradık, sonra yıllardır hayalini kurduğumuz bu isimden vazgeçmeye ikna olduk ve bir sonraki adımları belirledik. Artık her beğendiğimiz ismi farklı milletten kişilere sorup, onların fikrini alacaktık. Ortalığı ayağa kaldırdım resmen. Ne İranlısı ne Litvanyalısı ne Hintlisi kaldı. Sonunda her dilde okuması ve yazması kolay, anlamı güzel bir isim bulduk. Üzerine bir kaç hafta daha düşündük, emin olduk ve anons ettik: Mila. İki – üç aydır ondan ismiyle bahsediyoruz. Bence bu isim kızıma çok yakıştı bile.  Yanına bir de yedek isim Doğa ekledik, anne babası gibi doğa sevgisi olacağını düşündüğümüz için.

Her büyük “hayat olayı” öncesi kafayı normalde hiç önemsemeyeceğim bir konuya takmam meşhurdur. Düğünüm öncesinde bu konu saçımın nasıl olacağıydı ve bu yüzden birkaç gece uyuyamamışlığım bile var ama düğün gününde gerçek ‘ben’ e dönerek dünyanın en sıradan topuzuyla gayet mutlu olmuş bir gelindim. O zaman anladım ki benim takıntılar yalan. Mila’ ya yaptığımız hazırlıklar sırasında ise takıntı malzemem bebek arabasıydı. Puset sorunsalını nasıl çözmeliydik de optimumu yakalamalıydık? Yerden tasarruf edeceğimiz, arabaya takması çıkarması kolay, mümkünse tek parça, güvenli, seyahate uygun, stil sahibi bir bebek arabası bulmamız gerekiyordu. Bir süre sonra Doona‘ yı buldum, eşim de beğendi ama başka kimseye beğendiremedik. Bebeğin ek malzemelerini koyacak yer olmaması, 15 aydan sonra kullanılamayacak olması vs özellikle forum annelerinin hoşuna gitmedi, herkes kendi kullandığı markadan ne kadar memnun olduğunu söyledi durdu.  Öyle çok araştırmışım ki şu anda yolda bir puset göreyim, markasını, modelini, üretildiği ülkeyi, fiyatını anında sayabilirim. Birkaç ay boyunca bunu gündemimiz yapıp eşimi çıldırttıktan sonra biz yine başa döndük ve o Doona‘ yı aldık. Kararımdan gayet memnunum şimdilik, umarım Mila da sever.

Biz kadınlar hamile olduğumuzu öğrendiğimiz andan itibaren kendimizi konuyla ilgili detayların içerisinde buluveriyoruz. Forumlarda özellikle, biri bir soru sormayagörsün, altına onlarca yorum, hepsi uzun uzun. Ama Türk erkeklerinin çoğunluğu konuya uzak kalıyor, mesela benim kocam. Neyse ki Amerika’ da çok yaygın olan birşey eşinle birlikte doğum dersleri almak. Sonlara doğru da olsa 12-13 saatlik bilgi bombardımanı bence çok faydalı oldu. Hoş, eşime göre bütün bu bilgiler 2-3 saatte özet geçilse de olurdu ama neyse ki sonuna kadar dayandı. Hatta keşke 4 saatlik emzirme kursuna da gelmesi için ısrar etseydim, çünkü kulağa gelişinden çok daha faydalı bir kurs. Acil durum- ilk yardım kursuna ise gitmedik, zaten yeterince kaygılıyım daha da paranoyak olmayayım diye.

Tatlı kız arkadaşlarım Canan, Pelin, Didem, Elif ve Ayşem bana şu resimlerdeki şahane baby shower partisini hazırladılar geçenlerde. Hem de favori mekanımız Stanford Üniversitesi’nde! Ne kadar şanslıyım di mi? Onları bir de buradan öpüyorum.

Ve şimdi Mila zamanı. Hastane çantam hazır, annem geldi, her akşam doğum rüyaları görüyorum. İlginç günlere çok az kaldı, sabırsızlıkla bekliyorum.

10 Comments

  1. Hosgeldin Mila bebek.mutlu olsun .huzur ve saglik hep sizinle olsun.
    Ben aslen makedonya liyim. Mila sirpça canim tatlim anlamina gelir.
    Isimlerin sonuna kadinlarda ka eki eklerler ve Mila ya Milka derler.

  2. Sevgili Mila Doğa’ya Aramıza Hoşgeldin diyorum, sağlıklı ve mutluluk içinde çoook çoook uzun bir yaşam diliyorum. Isminin anlamına uygun biçimde tatlı ve sevimli bir torunum oldu. Çok çok öpüyorum hepinizi…

  3. Duygu yıldırım says:

    Merhabalar..hoşgeldin Mila

  4. Merhabalar öncelikle bebeğiniz hayırlı olsun tebrikler. Bende bu bebek arabasını çok beğendim. Nasıl memnun kaldınız mı acaba? Altında tekerlek olması kafamı kurcaladı bide sanki boyu alçak gibi. Hem puset hem oto koltuğu görevi görmesi çok işlevsel ve kafama yattı. Uçak içinede alınabilir galiba?

    • Birde hangi ülkeye ait acaba?

      • Uzakbati says:

        ben bu arabayi babyden adindaki siteden almistim. onlar ingilterededn getirildigini soylediler. hatta gelmesini biraz beklemistim.

    • Uzakbati says:

      tesekkurler guzel dilekler icin 🙂
      memnun kaldik, gercekten cok pratik. ama her aileye gore olmayabilir. seyahat etmeyen, arabayi ayni zamanda esya yuklemek icin kullananlar icin hic uygun degil. yere yakin olmasi da bence sorun diil eger fazla uzun boylu degilseniz. ama bu araba 1. yilin sonunda kullanilamaz cunku kucuk. yani bizim de yakinda yeni bir araba almamiz gerekecek. ucak icine alinabilirmis, o sekilde uretilmis.

  5. MErhabalar,

    Blogunuza Doona bebek arabasını araştırırken rastladım. Size sormak istediğim bir kaç soru vardı umarım uygun olduğunuz bir zamanda yanıtlayabilirsiniz.
    Öncelikle çok küçük ve kullanışlı gözüküyor, bizim de arabamızın bagajı küçük olduğu için bu ürünü tercih etsek mi diye düşünüyoruz fakat hem 1,5 yasa kadar kullanılıyor olması hem de görmeden internetten satın almak beni düşündürüyor. Siz memnun musunuz? Kullanış açısından? Örneğin altında çanta koyacak bir filesi yok eşyaları zorluk çıkartmıyor mu?

    Şimdiden çok teşekkür ederim.
    Sevgiler,

    • Merhaba Elif,
      Doona’ dan cok memnunuz. O kadar pratik ki, seyahatlerimizde hep iyi ki bunu almisiz dedik. Az yer kapliyor ve in – kalklarda az zaman harcatiyor. Ama tabii ki bazi dezavantajlari var.

      1- stogu yok. Ama bu bizim icin cok onemli diil. Cunku bebegin esyalari kucuk bir sirt cantasina sigabilir eger istenirse. Istersen dunyalari yaninda tasir, hicbiriyle hicbisey yapmazsin. Genelde diger annelerde gozlemledigim bu. Bence hamalliga gerek yok. Cunku stok da arabaya yuklemelerde sorun. Sadece, alisverise yalniz giden anneler icin biraz dert olabilir. Doona’ yi alisveris sepeti niyetine kullanamazsin. Ben hep esimle ya da cocuksuz gittim bu yuzden sorun olmadi.

      2- Cocuk hep sana donuk seyahat ediyor. Bu 6. aydan itibaren sorun olmaya basladi bence. Artik buyudu ve etrafi seyretmek istiyor. Ama Doona’ nin tek yon ozelligi yuzunden yuzunu karsiya ceviremiyoruz. Hep bize bakmasi biraz sikilmasina sebep olabiliyor.

      3- Ayni zamanda araba koltugu oldugu icin yatak egimini degistirmek mumkun degil. Bebek bu yuzden uzun uzun uyuyamaz.

      onun disinda gayet guvenli, hafif, guzel gorunumlu. Araba ile bol seyahat edenler icin cok ideal. 1 yasina gelmeden arkaya yatan kullanisli bir baston puset ile diger ihtiyaclar tamamlanabilir. Ama ilk aylarda Doona cok kullanisli.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*