Alaska

Alaska Genel İzlenimler

Her yıl Mayıs – Haziran civarı yaptığımız 9 günlük tatil çok kıymetlidir ve kıymetli tatillerimizi bulunduğumuzdan daha kuzey paralellerde, ya da yüksek rakımlarda geçirmeyiz. Eşim ve ben kaymayız, karlı dağlarda mangal yapmayız, üşümeyi de kat kat giyinmeyi de sevmeyiz. Biz güneş, kum, mojito severiz. Ama bazen bazı motivasyonlar oluyor ki şimdi değil de ne zaman duygusu ağır basıyor ve tatil yeri seçimi de olsa kendini zorluyorsun. Karnımdaki “Değerli”, Alaska’ ya gitme sebebimiz. O dünyaya geldikten sonra uzun süre maceraya atılamayacağımızı düşündüğümüz için Kaliforniya’ nın sıcağını bırakıp tatilimizi Alaska gibi soğuk bir yerde geçirmeye karar verdik. Yani, başta isteksiz olduğumuz  ama sonra “hayatımızın tatili” dediğimiz yerlerden biri haline gelen Alaska gezimizi o zamanlar bir portakal, şimdilerde karnabahar büyüklüğünde olan miniğimize borçluyuz.

Alaska, tek kelimeyle efsane bir yer.  Rotamız Anchorage, Whittier, Seward, tekrar Anchorage, Talkeetna, Denali National Park, Fairbanks, North Pole. Bir de Arctic Circle hayali vardı, ama olamadı. Bu bir haftalık araba yolculuğumuzun durakları hakkında yakında birkaç post daha olacak, ama değinmek istediğim genel konular var. Gidecekseniz, aklınızda bulunsun.

– Kredi kartı limitlerimiz sağlam mı? Araba kirasından konaklamasına, aktivitelerinden restoranlarına kadar herşey uçmuş. Amerika’ nın benzini ve somon balığı Alaska’ dansa, ikisini de daha uygun fiyata alacağınızı düşünürsünüz di mi? Bizim için Hawaii’ den bile pahalı bir tatildi. Alaska’ dan bunu hiç beklemezdik açıkçası. Otel konaklaması değil, AirBnB yapın, yazın gidiyorsanız SUV değil Sedan kiralayın. Yaşamak isteyene bu kadar masraflı değilmiş, buradaki bilanço yüksek sezon tatil zamanı.

– Bizim yaptığımız gibi uçak artı araba yolculuğu yerine emeklilerin ve çocuklu ailelerin çok rahat ettiği cruise gemileri ile de Alaska’ nın güneyini görebilirsiniz ancak sadece buzullara ve sudaki vahşi hayata tanık olabilirsiniz. Hiç katılmadık, ama cruise kulağımıza herzaman sıkıcı gelmiştir, bu yüzden denemeye bile kalkmadık. Buzullar şahane ama asıl güzellik bence içeride.

– Haziranda gidince batmayan bir güneşle karşılaştık. Radyo programı ismi gibi “Beyaz Geceler”, uyku düzenimizi biraz karıştırdı. Ama havanın hep aydınlık olmasından dolayı hava yağmurlu olsa da moraller yüksek. Bir de Alaskalıların yaz günü şort – tişört giyme komikliği var. Mevsim yaz, etraf sürekli aydınlık olunca havaya girip plaj modası yapmışlar. Ama gerçek şu ki, Haziran da olsa insanın poposu donuyor, afedersin. Ya da Alaskalılar  somon balığı gibi birşey.

– En çok zevk aldığım konulardan biri hediyelik eşya alışverişiydi. Tarzları farklı olsa da, Alaska bu konuda Sedona ile yarışabilir. Son durağımız Fairbanks’ ten tahtadan el oyması moose (Amerikan geyiği) kafası ve balina kemiği – mamut kemiği – mors dişinden yapılmış minyatür bir mamut figürü aldık. Büyük, taşıması zor, ev küçük dinlemez gerçek moose boynuzlarından da alırdım, eğer ki o boynuzlar için hayvanların öldürüldüğünü zannetmeseydim. Meğer yılda bir boynuzları kendiliğinden düşüyormuş. Neyse, bir dahaki sefere..

– Amerika’ nın batısına taşındığımızdan bu yana, halkın vahşi doğaya düşkünlüğünü, korumak için gösterilen üstün çabayı, vahşi hayvanları insanlardan daha zarasız bulmasını hayretle izliyoruz. Alaska’ da bu düşüncelerimiz 10′  a katlandı, o ‘wild’ dünya bizi de kıskacına aldı. Doğayı herkes sever, ama bunu yaşam tarzı haline getirmek sağlam cesaret ister. Ormanın ortasında bungalowda yaşamak, karavanda yıllar geçirmek, yeşili hayatının merkezine oturtmak.. Henüz o kadar resetlenmedik, ama Alaska tatilinden sonra eşim de ben de “şehir hayatı” fikrinden biraz daha uzaklaşmış bulduk kendimizi.

Böylece bizim “babymoon” umuz da Alaska’ da, Vahşi Kuzey’ de geçti. Kızımız gundeme geldiginden bu yana hep kuzeye çıkıyoruz. İsmini “Arora” koysak pek anlamlı olurdu herhalde.

Sıradaki yazılarda album daha zengin. Sevgiler!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*