Washington

Seattle

Hakkında hep duyduğum “güzel ama çok yağmurlu” yorumlarına rağmen yağmursuz bir haftasonu denk getirmenin verdiği bir sevinçle atladık uçağa. Birkaç saat içerisinde vardık, araba kiralayıp şehri turlamaya başladık. Tabii ki Space Needle görülecek ilk yer. Seattle’ ın Atakule’ si. Space Needle’ ın yanında güzel bir cam işleri sergisi vardı, biraz da onu gezdik. Sonrasında balık ve çiçek pazarı Pikes Place’ e gittik. Sanırım hayatimin en uzun kahve kuyruğuna orada şahit oldum. Herkes aklını kaçırmış gibi dünyanın ilk Starbucks’ ından kahve almaya çalışıyordu, hemen yakınında çok daha güzel kahvesi olan başka cafeler varken.

Balık pazarının içinden yürümek o günlerde benim için biraz sancılıydı. Elimde babam tarafından önerilmiş limon-zencefil-karanfil-tarçın karışımını içeren bir şişe su ile mide bulantılarımı bastırmaya çalışırken Amerikan balıklarının anavatanı Seattle’ ın balık pazarında gezmeye kendimi zorlamış olmak sanırım, “İlk Starbucks” kuyruğunda 1 saat beklemeye mecali olanların yaptığından daha gereksiz bir turistik hareketti. Sağ sağlim atlattım, neyse ki.

İlk akşam Yelp aracılığıyla bulduğumuz Radiator Whiskey ve ZigZag Cafe’ de vakit geçirdik. Ben alkolsüz Seattle biralarının tadına bakarken, tanıştığımız Seattlelılarla Seattle’ ı konuştuk. Söylediklerine göre civarda çok fazla doğal güzellik varmış, yaşam San Francisco’ ya göre daha kolaymış, Seattlelılar futbola (soccer) diğer Amerikalılardan çok daha düşkünmüş, bir de hava hep o haftasonu olduğu gibi açık, güneşliymiş (bu sonuncusunu külahıma anlattılar).

İkinci ve son günümüze Microsoft’ un genel müdürlüğünü gezerek başladık. Kampüsünde zevkle turumuzu atarken birden acımasız bir mide bulantısı dalgası ile kaldırıma oturdum kaldım. Eşim koştu, arabadan hazırda bulundurduğum tuzlu krakerlerimden getirdi. Yarım saat boyunca yerdeki bir taşa odaklanıp battal boy pretzel yedim. İyi geldi.

Sonrasında Washington Üniversitesi, Gas Works Park ve Fremont’ u gezdik. Şimdiye kadar Amerika’ da komünizmin izine 2 defa rastladık; birincisi Berkeley Üniversitesi’ nin civarındaki dükkanların sattığı tişörtlerde, ikincisi de Seattle – Fremont’ ta sokağın ortasına dikilmiş bir Lenin heykelinde. Heykelin yanında bir restoranda sandeviçlerimizi yerken Lenin’ in yolunun buralara nasıl düştüğünü anlamaya çalıştık. Mayonez yemekten kaçındım.

Pazartesi sabah erkenden havaalanına doğru yola koyulduk. Daha San Francisco’ ya gelip işe yetişicez. Havaalanındaki görevliye güvenlik kapılarından geçmek yerine elle üst araması yaptırmak istediğimi söyledim, tamam dedi, bir kadın görevli çağırdı. Gelen kişi üzerimi ararken bana “Artık güvenlik kapıları hamileler için tehlike oluşturmuyor, o eskidendi, kapıdan rahatlıkla geçebilirsiniz” dedi. “Güzel haber” dedim.

2 Comments

  1. Guzel yazilarinizi zevkle okuyorum.
    ayrica Seatle gezilinize eslik eden misafiriniz ugurlu olsun sağlikla kucaginiza alin.

    Iyi günler

    Hasibe yardim

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*