Arizona

Sedona

Kaliforniya’ ya taşındığımızdan bu yana sürekli güzel yer geziyoruz. Her yer o kadar güzel ki, güzelliklerini yazmaktan sıkıldım. Stressiz, güneşli hayat ve yakında açıklayacağım ek bir sebepten dolayı gezi yazısı dışındaki konulara da el atamama rehavetine kapıldığım için Uzakbatı’ ya aylardır dokunmadım. Ama şimdi “ek sebebim” in etkileri iyice azaldı ve yakinda uzun zamandır planladığımız Alaska tatilimizin yazılarının bombardımanı olacağı için arayı kapatabildiğim kadar kapatmam lazım.

Hatırladığım kadarıyla, en son Sedona’ da kalmıştım. San Francisco’ dan arabayla çıktık yola, Sedona, Grand Canyon, tekrar Sedona, Las Vegas ve eve dönüş. 30 saat yolculuk ile tamamladığımız trekking odaklı bu 5 günlük kısacık tatilde öyle yorulmuşuz ki kendimizi toparlamamız için bir süre uzun yolculuk yapmadık. Ama mızmızlanarak Sedona ve Grand Canyon’ un değerini hatıramda gölgelemek istemiyorum. İkisinin de eşi benzeri yok.

Bu postun konusu Sedona. Dağ manzarasının hastası olduğum için bu yer tam benlik. Kırmızı en sevdiğim renk olsaydı her tatil oradaydım. Mor ağaç, yeşil gökyüzü, pembe çekirge nasıl varsa, kırmızı dağ da var.

Sedona, özellikle spiritüellerin ve sanatçı kişiliklerin bayıldığı bir yer. Kuru, serin, yer yer yakan havasında, sessiz ortamında, bazen dere kenarında meditasyon yapmak, dükkanlarindan artistik objeler almak sanırım Sedona’ da en çok yapılan şeyler.

Sıra, birkac saat kuzeyindeki Grand Canyon’ da.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*