Gezi / New Mexico

Roswell

Amerika’ nın doğusundan batısına yolculuğumuzun en heyecanlı kısmı Fort Worth/ Texas ile Roswell/ New Mexico arasında arabada geçirdiğimiz 7 saatti sanırım.  Fıstık gibi asfaltta ilerleme, yarım saatte bir McDonalds, on dakikada bir benzin istasyonu görme rahatlığımız Fort Worth’ dan çıkar çıkmaz sona erdi, Stephen King’ in romanlarına ilham verdiğine emin olduğum uçsuz bucaksız, kupkuru, kimsenin geçmediği bir yol başladı. Amerikan korku filmlerinden kalma sahneleri düşünüp düşünüp paranoyada tavan yapsak da sonradan bu yoldan çok zevk aldık çünkü artık biliyorum ki uzakbatıda toz şeytanı (dust devil) dedikleri hortumlar oluşuyor, çalılar gerçekten yerde hızla yuvarlanıyor. Hatta, kısa toz şeytanlarından birisinin arabamızın poposunu hafifçe savurmasına bile şahit olduk!!

Neyse, odaklanalım. New Mexico’ da 2 yerde kalma seçeneğimiz vardı; Ya son birkaç yıldır hastası olduğum Breaking Bad dizisinin çevrildiği Albuquerque, ya da uzaylıların dünyada en sevdiği tatil beldesi Roswell. Roswell’ in post değeri ağır bastı ve rotamızı bu şehirden geçirdik.  Gazete küpürlerinden oluşan bir müze ve naylondan yapılmış uzaylı konulu oyuncaklar dolu çarpık çurpuk hediyelik eşya dükkanlarının sıralandığı bomboş bir cadde.. Tamamen şarlatanlık olduğunu düşündüğümüzden zaten çok birşey beklemiyorduk ama onca filme konu olmuş ve şöhretini yeşil başlılara borçlu olan bir yerden daha iyi performans görmek isterdik açıkçası.

Bilmeyenler için de hikayesi şu: 1947′ de Roswell yakınlarındaki bir çiftliğe gökten bir cisim düşer. Amerikan ordusu enkazı apar topar askeri üsse götürür ve halka bunun bir denetleme balonu düşme olayı olduğu açıklanır. Ancak birkaç çiftçi, uçan daire gördüklerini, enkazdan ikisi canlı olmak üzere 3 uzaylı çıktığını iddia eder ve uzaylılar geldi – gelmedi tartışması başlar. Halkın çoğunluğu, uzaylıların geldiğine ve sürekli gizli kapaklı işler çeviren Amerikan hükümeti ve ordusunun bunu herkesten sakladığına inanır. Bu konuyla ilgili yüzlerce iddia ortaya atılır, her defasında o iddiayı çürüten bir söylem oluşturulmasına rağmen kafalarda hep soru işaretleri kalır.

Bende soru işareti yok. 1947 Roswell olayı dahil, UFO hikayeleri tamamen uydurma bence. En önemli sebepleri de şunlar:

– UFO – uzaylı fotoğraflarına bakıldığında, görüntüler dünyadaki trendle paralel. O kadar uzaktan gelebilme kapasitesinde olan bir medeniyet, BMW dizayncılarıyla aynı vizyona sahip UFO dizayncıları kullanmıyor olsa gerek. Kısacası, UFO resimlerinin dünyadakilerin yaratıcılığının eseri olduğu çok belli.

– Biz, uzaya yayılabilecek güçteki ilk radyo yayınını 1936 Olimpiyatları’nda yaptık. Yani,  dünyadan yola çıkmış bir radyo yayını ancak 70 küsur yıl yolculuk yapmış olabilir. Evrenin büyüklüğü (15 milyar ışık yılı) ve bilimadamlarının yakınlardaki yıldız sistemlerinde henüz hayat belirtisine rastlamamış olduğu düşünülünce, çok yüksek medeniyette bir gezegenin bizde hayat olduğunu keşfedip buraya doğru yola çıkıp sonra da ulaşmış olmaları?? Kulağa zor ihtimal gibi gelmiyor mu?

– Tarlalardaki çizgiler yalan çıktı, uzaylılar tarafından kaçırılanlar da mütemadiyen uçuşta (!) zaten. Hikayelerin inandırıcı hiç bir tarafı yok, çünkü kanıt yok.

Herşeyin Amerika’ nın başına gelip durmasının ne kadar enteresan olduğundan bahsetmeme gerek bile yok sanırım..

Ama UFOların varlığını sorgulamak ile evrende başka hayatların varlığını sorgulamayı karıştırmamak gerek. Milyarlarca ve milyarca yıldız var, güneş sadece birisi. Elbette uygun şartların bir araya gelerek bizim gibi akıllı canlıların oluşma olasılığı var ve bu evrenin büyüklüğüyle doğru orantılı. Bu durumda “UFOlar geldi mi, gelmedi mi?” yi değil,  “Ne zaman dünya dışı akıllı uygarlıkların varlığından haberimiz olur?” u merak etmeliyiz. İlk kim misafirliğe giderse o daha akıllı taraf olacağına göre kimse mümkünse buraya gelmesin. Hayatımda uğraşmam gereken yeterince parametre varken, bir de akıllı uzaylının başıma açacağı dertleri düşünmek istemiyorum.. 😛

Roswell’ den çıktık yola, sıra başka bir kovboy kasabasında. Bu kez Arizona, Tombstone’ dayız. İzle beni 🙂

One Comment

  1. Pingback: Doğudan Batıya Arabayla Amerika

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*