New Jersey

Princeton Üniversitesi & Einstein

Şimdiye kadar ne amaçla haftasonularımı bir üniversitede geçirdiğimi düşünüyorum da.. Yurtta kaldığım sürece bir nevi zorunluluktan, Ankara’ da ODTÜ kampüsünden başka gidecek daha güzel biryer olmadığına saplandığım için, Oxford’ a yeğenimin göbeğini gömmek için (bu operasyonu tamamlamak için çektiklerimi düşününce, şu anda 3 yaşında olup tuvaletini hala söylememesinin ilerde Oxford’ a girmesiyle alakasız olmasını umuyorum.) ve meşhur sarmaşık ligindeki Princeton’ ı görebilmek için. 1746′ da kurulmuş, gerçekten sarmaşıklı, parasızlıktan sürüneyim ama tekrar öğrenci olayım diye düşündürten, kim gittiyse o ego ona helal olsun dedirten güzel okul, Princeton.

Bizim için bir anlamı daha vardı Princeton gezisinin. Gelmiş geçmiş en celebrity bilimadamı, IQsu dillere destan Einstein’ in gezdiği sokakları gezmek, Mercer Caddesi’ ndeki ünlü evini görebilmek istedik. Yer Amerika olunca, sokaklarda Einstein’ ın her türlü marketingine rastlarız, evine girişte dolarcıklar bayılırız zannettik ama meğer Einstein’ ın evini satmışlar, alanlar da kapısına “özel mülk” tabelası asmışlar. Artık onun yerine ana caddedeki Einstein’ ın ev eşyalarını sergileyen müzede dolaştık.

O küçük müzede Einstein’ ın akademisyen kahverengisi [sözüm meclisten dışarı kayınpederciğimm(:] mobilyalarının yanı sıra, başkan Roosevelt’ e yazdığı, dünya tarihini değiştiren, nükleer gücün hayatımıza girişini hızlandıran mektubu vardı. Aslında öğrencisi Leo Szilard tarafından 1939′ da kaleme alınan ama Einstein’ ın imzasını taşıyan mektup, özet olarak:

Sayın Başkan, son zamanlarda yapılan araştırmalar gösteriyor ki, uranyum maddesinden yüksek miktarda enerjiye ulaşılması mümkün. Öyle ki, bu şekilde yapılan bir bomba çok büyük alanları bir anda tahrip edebilir.

diyor ve ekliyor:

Anladığım kadarıyla Almanya bu konuda çalışmalara çoktan başladı, biz de nükleer enerjiye ayrılan bütçeyi arttırarak çalışmaları hızlandırmalıyız. 

Atomik bombanın masum sivil halka karşı kullanılmasına sebep olduğu gerekçesiyle bu mektubun altına imza attığına sonradan pişman olduğu iddia edilen Einstein, kendini, Nazi Almanyası’ nın bu silahı onlardan daha önce geliştirmesinden çekindiği için böyle bir tedbir almak zorunda kaldığı şeklinde savunmuş.

Savaşların teknolojiyi, teknolojinin savaşları coşturduğunu kabullenip yaşamak ne kötü, yokluğunda hep boşluk hissettiğim, hayatıma girdiğinde ise “işte hayatımdaki eksik tamamlandı!!” dediğim, çağın buluşu interneti savaşlara borçlu olmamız ne can sıkıcı bir gerçek..

2 Comments

  1. Çok güzel bir gezi olmuş. Eğitim süresince Princeton’a verilecek toplam harcı merak ettim. Hani harçlar artınca Türkiye’de insanlar sokaklara çıkıyor ya, orda nasıl oluyor?

    • Uzakbati says:

      Bu bence Amerika’nin saglik sektoru kadar kanayan yarasi. Cok basarili bir ogrenci olsan bile, Harward ya da Princeton gibi yerlere kabul alsan bile universiteye toplamda bir villa parasi birakirsin. Neyse ki ogrencilere uygun geri odemeli kredi secenekleri ve vergi indirimleri var. Bir de tabii burada part time calismak diye bir durum var Turkiye’ dekinden farkli olarak. Kisacasi, ilk rakam aklini oynatabilir ama bir sekilde bunla mucadele edebilirsin. Princeton’ dan mezun birinin is hayatinda kapis kapis gidecegi de bir gercek tabii..

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*