Güzel Şeyler

Ne Diyorduk? Hah, 31..

Küçükken bu yaştakiler için “çok büyük insan” algısına sahip olduğumu dün gibi hatırlıyor olmama rağmen, geçen seneki gibi doğum gününden sonra aylarca depresyondan çıkamayan Uzakbatı değilim artık. Otuzları kabullenmiş ve San Francisco’ da harika bir doğum günü geçirmis olmamın Amerika’ nın batı sahiline taşınma heyecanıyla birleşmesi, yeni yaşıma “normal ben” olarak girişime yardımcı oldu. Bu doğum günümde ne yaptım?

Öncelikle, senede bir kerecik olan günümün kutlamalarını tesadüfe bırakmamak için, bir gün önceden Facebook durumumu güncelleyerek herkesi bana Facebook aracılığıyla doğum günü mesaji göndermeye davet ettim: “Arkadaşlar, sakın benim facebook aracılığıyla yapılan kutlamalara karşı olduğumu falan düşünmeyin. Doğum günümü buradan gönül rahatlığıyla kutlayabilirsiniz:)))” şeklindeki biraz sempatik biraz arsız duygularla başlattığım kampanya gayet başarıyla sonuçlandı, yüzlerce mesajla doldum taştım.

Aynı zamanda gün boyunca San Francisco’ daki müşterilerimi ziyaret ettiğim yorucu ama  keyifli bir mesai geçirdim. İşler bittiğinde henüz hava kararmamıştı. Eşimle küçük bir pasta, mumlar, bir şişe şarap ve iki plastik kadeh alıp Twin Peaks’ e gittik. San Francisco’ nun göbeğinde, bütün şehri yukarıdan izleyebileceğin romantik bir tepecik. Mumlarımı kendimin üfleyebilmesi için fazla rüzgarlıydı ama Chianti şarabım, tiramisu pastam, panaromik San Franciscom ve sonrasında eteklere inip Ashbury- Haight’ da hippi barlarda geçirdiğim gecem daha güzel olamazdı herhalde.

Pazartesi New York’ taki ofise döndüğümde ise muzip bir doğum günü sürpriziyle karsılaştım. Süper eğlenceli insanlardan oluşan birim arkadaşlarım, lise yıllarımdan kalma üniformalı fotoğrafımın yüzlerce minik renkli çıktısını alıp ofisin her yerine yapıştırmışlar. Kahve makinesinin üzerinde, buzdolabının içinde, giriş kapısında, kendi kişisel eşyalarımın her tarafinda 17 yıl önceki minik halim bana bakıyordu. Eminim hala, henüz fark etmediğim yerlerde daha bir sürü liseli Uzakbatı beni şaşırtmayı bekliyordur. Üniformalı lise öğrencisinin uzaylı gibi algılandığı Amerikalıların arasında 31 yaşıma taze girmişken bu sürprizle karşılaşmam tatlı bir nostalji oldu benim için. Özel resimlerimi iş arkadaşlarıma ifşa etmemin sonucu buysa, bence bir sakıncası yok.

İyi ki doğdum o zaman!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*