New Jersey

I kalp Hoboken

Bana New Jersey’ de yaşamanın güzel taraflarını sorsalar derdim ki: Dakika başı hiç aklına gelmeyecek garipliklerin vuku bulduğu Manhattan efsanesine yakınken ördek, kaz, sincap, kokarca, köstebek gibi hayvancıklarla da haşır neşir olabilmek ve Hoboken. New Jersey’ nin fazla Amerikalı (birazcık maganda) ve sakin (sıkıcı) tarzına burun kıvıran NewYorkerlar her defasında kurunun yanında Hoboken’ ı yaksa da, o her New Jerseyli gencin minik Manhattan’ ı,  gözbebeği, antiaging göz kremi.

Ağustosta anneciğimle babacığımı henüz JFK’ de karşılarken bile onlara uygulayacağımız 3 haftalık paket programımız genel olarak belliydi. İlk gün; jetlag etkileri gözönünde bulundurularak bizi her ziyarete gelene uyguladığımız New Jersey’ de arabayla gidilebilecek destinasyonlarda hafif aktiviteler yapmak. Mesela Weehawken yamacından Manhattan gökdelenlerine bakmak, Edgewater’ daki Japon – Kore alışverişmerkezi Mitsuwa’ da mochi yemek (ve “Türkiye’ de bunu satsak ya” muhabbeti yapmak) ve Hoboken.

Hoboken’ da herhangi bir aktivite ya da güzellik işaret edemememin sebebi genel olarak bu şehrin her bir özelliğine aşık olmam sanırım.  Orada sade bir yürüyüş yapmak, butiklerinde zaman öldürmek, istasyonun yanındaki parkta çimlere uzanmak, barlarında Amerikan futbolu izlemek, şehrin mimarisini incelemek herşey ama herşey zaman başka bir yerde daha iyi geçirilemez hissi veriyor. Bana Hoboken’ a haddinden fazla değer verdiğimi söylüyorlar, ama ben aldırış etmiyorum.

One Comment

  1. Pingback: New York – 4 Gün

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*