Amerika' da Hayat

Bana Bi Küçük Sütlü Decaf Sıcak Şekersiz

Bugünlerde iki lafimdan biri zamanın ne kadar hızlı aktığı. Amerika’ ya geleli şu kadar olmuş, evleneli bu kadar olmuş, okul biteli o kadar olmuş.. Akan zamanın yarattığı azalarak artan panik, bu yaşıma kadar yapacağımı zannettiğim ama yapamadığım şeylerin kabarmış listesi, bir nefes darlığı, boğazda bir yumru, duymayan bırakmadığım 30. yaş sendromumun falan etkisiyle bana “aa hiç değişmemişsin canıım” diyenlere bira ısmarlayasım var. Oysa gerçek şu ki, ben çok değiştim..

Bu Amerikanlar ne yaptı etti, beni kendilerine benzetti. Artık o günde bir kez kahve içen kızdan eser yok. Bir zamanlar sabahın yedi buçuğunda tren istasyonunda işe gitmeden önce elinde kahveyle ayılmaya çalışan kader arkadaşlarımın olası mide spazmlarını düşünüp onlara acıyan ben, kendimi düzenli olarak istasyonun kahvecisinden aynı sabah saatlerinde kahve alırken bulmaya başladım. Hem de artık “herzamankinden” bile dememe gerek kalmadan kahvem önümde.

Amerika’nın kahve çılgınlığının sebepleri ne olabilir? Kahve makinesi bozulunca burada hayat neden duruyor? Nasıl oldu da bu kadar sevildi? Geyik başlasın:

– Kahve insanı ayık tutar, ayık insan bol bol çalışır, çalışan insan homeless (evsiz) olmaz. Amerika’ da homeless olmak istemezsin.

– Kahve insanın zekasını açar. Bir kahve siparişi vermek için on değişkeni birden akılda tutmak gerekir. Uzun vadede alzeimera ilaçtır.

– Elinde tutarak sokakta dolaştığın hoş dizaynlı kağıt bardak imaj tamamlar, her kıyafete uyar.

– Molalarda eli doldurur, sigaradan daha sağlıklı, muffinden daha az kalorili, stres topundan daha cooldur.

– Akıllı yatırımdır. Bereketli kahve kuyruğundan arkadaş, sevgili, müstakbel eş çıkabilir. Sadece birkaç dolara.

– Amerikan bir kızın selülitinin olması göbek deliğinin olması kadar doğal birşey olduğu için kahvenin (bana göre) en caydırıcı gücü de bu topraklarda otomatikman etkisiz hale getirilmiştir.

– Güzel kokar, lekesi çıkar, süt içmeni sağlar, içini ısıtır, yer yer serinletir, vsö vsö.

Zamanın hızlı akmasından girip kahveye bağladım resmen. Çok içmek biraz kafa karışıklığına da yol açıyor olabilir. Ben biraz azaltayım bu kahve işini.

7 Comments

  1. bana da bi küçük fındıklı sütlü ve şekerli, sıcak lütfen 😉

  2. Ben biraktim, hehe. Sirada en zor olan, alkol… 🙂

  3. Bence sen yine de selulitlere dikkat et 😉

  4. şekerim kahvenin tadı da çok guzel. ben cok seviyorum. her gun iş yerinde onsuz bir gün düşünemüyorum.
    bu yaşına kadar yapamadıgın şeylerin listesine gelince; relax canım mükemmel olmayıver, bi şeyler de bırak eksik kalsın, daha az stresli olursun bebeğim 😉

  5. Uzakbati says:

    Bırakamıyoruuumm

  6. Ben Amerikada degil Yen Zellanda da edindim kahve icme aliskanligini. Ilginc degil mi? Her gun ya sabah ya da ogle yemeginden sonra (bazen iki defa) mutlaka trim latte soyler, onsuz gun geciremezdim. Yeni Zellanda ‘da non-fat’e trim diyorlar, To go ya da take away 🙂 Amerika daki kahveleri ne yazik ki sevmiyorum, Yei Zellanda yla arasinda cok fark var, saniyorum kahveyi yapanlarin ozenmesi, guzel sut ve kahve kullanmalari, ve espresso makinelerinin cok kaliteli olmasindan kaynaklaniyor. Tavsiye ederim eger bir gun gidersen.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*