Amerika' da Hayat

Bir Mektup

Yakın bir Türk arkadaşım Amerika’ daki yüksek lisans hocasından İngiltere’ deki bir doktora programı için referans mektubu ister. Bu işler bizim zamanımızda hardcopy halinde yapıldığından, hocanın hakkımızda ne düşündüğünü sanki iki yere başvuracakmış gibi yapıp aldığımız iki mektuptan birinin mührünü bozarak anlardık. Ama artık bazı okulların referansları emaille direkt olarak gönderilmek zorunda olduğu için arkandan neler döndüğü tam bir muamma. Ancak arkadaşımın çok değer verdiği hocası, alışılmadık şekilde 5 paragraf dolusu bir tavsiye mektubu hazırlayıp alışılmadık şekilde bir kopyasını da arkadaşıma emailler ve der ki; “Hakkında neler yazdığımı seninle de paylaşmak istiyorum.”

Bana “başkalarının düşüncelerini okuma” süper gücünün insanın başına gelebilecek en kötü şey olduğunu hissettiren bu mektubun burada konu olma sebebi iki paragrafını yorumlarımı da kataraktan çevirdim. Kızın adı ‘Kız’ olsun:

“Sayın Yetkili,

Kız’ ın okulunuza kabul edilmesini tüm kalbimle tavsiye ederim. Kız’ ı işletme bölümü öğrencimiz olduğu ilk zamanlardan bu yana tanıyorum. Hem çalışkan, hem zeki hem de yaratıcılıkta akranlarının arasından sıyrılan harika bir öğrencidir(bence de).  Asıl önemlisi,(yoruma gel şimdi)birçok müslüman öğrencinin aksine Kız, herşeyi sorgulayan ve öğrenmek isteyen bir öğrencidir.(Doğal müslüman kimliğin bu cümleyle birkaç saniye içerisindeki tepkimesi sizde nasıl oldu? Bende: Ne? Ne demiş oo? dur  ya bi daha okiyim: “unlike many Islamic… ” Yanlış mı okudum acaba?: “unlike many Islamic… ” )

1980 li yılların başından bu yana müslüman öğrencilerle birlikte çalışıyorum ve onların Amerika’ nın akademik ortamlarına uyum sağlamalarına yardımcı oluyorum.(Demek ki önyargı değil, 30 yıllık tecrübe konuşuyormuş. Dinleyelim bakalım.)Genelde müslüman öğrenciler, özellikle de bayan olanlar, batılı akademik ortamlardaki tartışmalara karşı çekingenlik gösterirken, bir Türk olan Kız, kendi inancını, kültürünü ve farklı müslüman toplumların iş yaşantısında birbirlerinden farklı davrandıklarını açık ve dürüst bir şekilde tartışmaktan hiç çekinmez. Yabancı arkadaşlarının müslüman toplumları nasıl algıladıklarını onlardan öğrenme hevesindedir  ve tıpkı batılı ülkeler arasında olduğu gibi, farklı islam kültürleri arasında da varyasyonlar olduğunu arkadaşlarına sabırla anlatmaya çalışan biridir.(Hmmm)

…..”

Bu referans mektubunun ilk iki paragrafından çıkardığım 3 sonuç var:

1-        Müslümanlar sorgulamazlar ve herşeyi öğrenmeye çalışmazlar

2-       Müslümanlar, özellikle de bayan olanlar, inançlarını başkalarına karşı savunmada pasif davranırlar

3-       Kız, herşeyi sorgulayan, başarılı bir öğrencidir. (müslüman olmasına rağmen)

Biliyorum ki Kız bu yazıyı okuyunca buruk bir sevinç yaşadı. Toplamda 5 paragraf dolusu övgü almış olmasına rağmen  2 paragrafında hocasının gözünde kendi olarak değil de “müslüman” olarak kategorize edilmişti ve müslümanların akademik dünyada nasıl pasif ve yetersiz algılandıklarına kendi referans mektubunda şahit olmuştu. Hepimizin bildiği ve sebeplerini gayet iyi anladığı bu gizli sandığımız gerçeği, müslüman olmayan biri ansızın yüzüne tokat gibi çarpmıştı.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*