Güzel Şeyler

Kavuşma Anı

Eşimin çok güzel bir aileden geliyor olması, benim için büyük şans. Anlayışlı, samimi, aydın ve en önemlisi arkadaş gibiler. Birlikte tenis oynamak, siyaset tartışmak, trekking yapmak, tavla atmak gibi yıllardır tekrarladıgımız ve çok zevk aldığımız aktivitelerimiz biz Amerika’ya gelince biraz sekteye uğramıstı, ama birkaç hafta önce ziyaretimize geldiklerinde birçoğuna kaldıgımız yerden devam ettik. Aslında bu tatile sadece 2 hafta ayırabilmişlerdi ama bu sürenin 1,5 yıllık özlem icin yeterli olmadığını gören yukarıdaki, bir Irene patlattı ve uçaklar o haftasonu kalkmadı.

Geldiklerinden 3 hafta sonra buradan ayrılıken, NewYork’ ta deprem, sel ve kasırga görmüş ve buna rağmen memnun kalmış nadir turistlerdendiler.

Bu kısa tatillerinde bizim şimdiye kadar Amerika’ da görmüş olduğumuz yerlerin neredeyse tamamını ziyaret ettiler. Enerjilerine hayran kaldım doğrusu. New York’ a da, New Jersey’ e de, Pennsylvania’ ya da bayıldılar. Bizim için en önemlisi, burada kurduğumuz hayatı beğenmeleriydi, çok beğendiler.

Dün gece kayınpederimden Amerika seyahatini anlattığı bir email aldık ve hem duygusal, hem de detaylı analizler içeren bu yazıyı zevkle okuduk. Bazı kısımları, özellikle Türkiye ile kıyaslamaları burada paylaşmak istiyorum:

“…İlk kez 18 ay uzak kaldığımız oğlumuz karşımızdaydı. Ayrılık, kavuşma, sıla, gurbet, özlem vb kavramlar yaşamımızın ayrılmaz bir parçası, ama bu defaki hepsinden farklıydı. Neyse burada daha fazla derin kazmayalım… “

“…Jet-lag etkisini hemen hemen hiç hissetmedik diyebilirim. Bünyenin biyolojik saatini etkileyen ve uzun uçak yolculuğu sonunda oraya çıkan değişikliklere bünyenin hızlı uyum sağlayamaması olan bu etkiyi kolay atlattık. Bu da henüz yaşlanmadığımı gösteriyor galiba…”

“..Rutherford son derece şirin, çok yeşil, geniş caddeleri, lüks bahçeli evleri ile dikkat ceken bir yer. “Borough of Trees” tam yerine oturmuş. Aynı şekilde arabaların plakalarında ‘New Jersey, Garden State’ yazıyor. Hani biz “Yeşil Bursa” deriz ya… Aslında yeşil olan Bursa değildir, Uludağ’dır. Ama burada şehir ve eyaletler bu unvanları laf olsun diye almamış belli ki…

“..Amerika’da arabayla gezmek hem zorunluluk hem de zevk adeta. New York dışında özel arabasız dolaşmak neredeyse olanaksız. New Jersey otobüsleri de çok güzel işliyor. Çok pahalı değil, senior bilet alabiliyorsanız gayet ucuz. US, as a super power, senior insanlarına (62+) sahip çıkıyor, onlara saygı gösteriyor. Bizde olduğundan çok farklı…”

“..Trafik Almanya’dan da mükemmel ve disiplinli. Çünkü Almanlar kurallara tam uyarlar. Kurallar çiğnenmek için konulmuştur diyen bir vatandaşı, örneğin bir Türkischmann’ı, rahatlıkla ezebilirler. Oysa Amerikalı hata yaparak yaya geçidi olmayan yerden geçen yayaya da saygı gösteriyor…”

“…Doğayı seven biri insanları da, sincapları da, ağaçları da, diğer bitkileri de sever. Bizde üç kişi doğayı seviyorsa en az beş kişi onu yok etmenin çabası içindedir. Çünkü insanlar burada ekmek parasının peşindedir doğayı yok ederek (!)..”

“…New York subwayinde yönlendirmeler, zamanlama ve diğer işaretlemeler Londra, Paris ve Tokyo metrolarının yanında cılız kalıyor. Moskova metrosu için de çok mükemmel diyorlar. Tokya’da ben bile kimseye birşey sormadan sadece harita kullanarak yolumu rahatlıkla bulabiliyordum. Bu da bir eleştiri olsun New York’ a, hep övgü yağdıracak değiliz ya…”

“…5. Avenue sadece çok para harcanan ve alışveriş yapılan bir cadde değil. Orada The New York Public Library’ i ziyaret ettim. İlginç bir geçmişi var bu görkemli halk kütüphanesinin. New York’ ta bu kütüphaneden önce birkaç tane halk kütüphanesi varmış. Ancak bunlar halkın ihtiyacını karşılamaktan uzak, yönetim, finans ve başka pek çok sorunları olan kütüphanelermiş. Tam 100 yıl önce Alman kökenli Stephen Schwarzman isminde birinin öncülüğünde mevcut kütüphaneler birleştirilerek 5. Avenue, 42. sokakta merkezi bir kütüphane oluşturulmuş: The New York Public Library. 1911 ve öncesinde bizde kütüphaneden söz edilir miydi, böyle bir ihtiyaç var mıydı acaba? Bugün 100. kuruluş yıl dönümünü kutlayan kütüphane, 90 ayrı yerde (Bronx, Manhattan ve Staten Island) yılda 40.000 halk etkinliği sunmaktadır. Her türlü bilimsel, sanatsal, toplumsal etkinliğin yapıldığı, sergilerin açıldığı kütüphanenin mekanlarında halk her yaşta ve statüde ücretsiz olarak programlara katılabilmektedir…”

“…Dolu dolu geçen 3 hafta boyunca (13 Ağustos 2011 – 03 Eylül 2011) gördüklerimizi, yaşadıklarımızı, gezdiklerimizi tümüyle anlatmak olası değil. Sözü edilmeyen daha pek çok güzel şey yaşadık. Onları ileride anılarımı yazarken işleyeceğim…”

Sabırsızlıkla bekliyoruz…


3 Comments

  1. Moskova metrosunun uzman kullanicisi olarak katiliyorum, en anlasilan harita ve isaretler sistemlerinden birine sahiptir. Hatta kor insanlar da dusunulmus, merkezden sehir kenarlarina giderken ilanlar kadin sesiyle (hanim eve cagiriyor), sehir kenarinda merkeze giderken erkek sesiyle (sef ise cagiriyor) soyleniyor…

    • 🙂 cok sekermis. Ama soylendigine gore sizde bayanlar calisiyor, erkekler evde vodka iciyor. Eger oyleyse, bence bir yer degisikligi yapsinlar seslendirmelerde 🙂

      • Tipik amerikan propagandasini taniyorum. Meger gercek bambaska tabii… Vodka degil, viski iciyoruz. Petrol var, zengin ulkeyiz! :))

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*