Kariyer

Başvuru Süreci

Eğer iş aramak meslekten sayılsaydı, bana göre dünyanın en zor mesleği olan evhanımlığını bile sollardı. Gelir ve sosyal güvence bakımından aynı sınıfta olsalar da, “iş arayan” iken çalışma saatlerin kesinlikle daha uzun, hergün “hangi yemeği pisireceğinden” daha büyük bir belirsizlikle boğuşuyorsun, üstelik bir de borsa takip eder gibi iş durumundaki gelişmeleri takip eden kemik bir kadronun düzenli tacizine uğruyorsun.. Yani, maddi, manevi, psikolojik, sosyolojik, insana daral getiren bin boyutlu bir süreç.

Ama geçici bir süreç aynı zamanda. Bu yüzden bu bayık dönemi bir an önce ama hakkıyla geçiştirip leziz günlere yelken açmak en güzeli. Esek düşene kadar mücadeleye devam.

Özgeçmişinizi ve her işe kolaylıkla uygulanabilir kaypaklıktaki niyet mektubunuzu daha önceden hazırladınız, şimdi ortamlara girme vakti geldi. O zaman nasıl iş aranması gerektiği konusunda beyin fırtınasına başlıyoruz. Bana soracak olursanız:

  • Öncelikle kendinizi psikolojik olarak motive edin. Bunun geleceğiniz için çok kıymetli bir an, belki de bir dönüm noktası olduğunu düşünün. Belki bir yerlerde tam da hayalinizi kurduğunuz bir iş ortamı var ve eğer aramakla uğraşmazsanız bu fırsat kaçacak. Hayat tesadüflerle dolu, kim bilir, belki de minicik bir “click” sizi hiç ummadığınız yerlere taşıyacak, hiç ummadığınız kişilerle tanıştıracak. Hayal kurmayı bırakmıyoruz (çünkü gerçeklesecek!), moralimiz yerinde, sabırlıyız ve depresyona dirençliyiz.
  • Tıpkı özgeçmiş hazırlamak gibi, iş aramak da zaman isteyen, yorucu bir süreç. Öyle günde birkaç saat başvuru yapıp da içinden sıyrılacağınız bir iş değil. Sabah kalkın, kahvaltınızı ve sporunuzu yapın ve oturun bilgisayarın başına, mesai başlasın. Sanki kendi eviniz kadar rahat bir ofisteymişsiniz gibi “iş başvurusu” konulu projeniz üzerinde çalışmaya başlayın.
  • Öncelikle Amerika’ daki belli başlı kariyer sitelerinin isimlerini öğrenin(monster, dice, indeed..), alanınızla ilgili insan kaynakları firmalarının ve ilk 500′ e giren şirketlerin listesine ulaşın ve bu markaların web sitelerine en detaylı haliyle profilinizi bırakın. Beyin karıncalanması yaşayacaksınız, normaldir. Arada çıkın dolaşın, bir “How I Met Your Mother?” patlatın. Sonra geri dönüp kaldığınız yerden devam edin.
  • Hesabınızı kurarken hep aynı kullanıcı adı ve şifreyi kullanın. Yüzlerce başvuru yaptıktan ve haftalar geçtikten sonra (evet, bu kısa bir süreç değil ne yazık ki..) ortalık birbirine girdiğinde hatırlamanız kolay olsun.
  • Eğer güçlü bir teknik insansanız zaten kafa avcıları sizin peşinizden koşmaya daha özgeçmişinizi yayınladığınız ilk günden başlayacaktır. Bu da iş arama sürecinde biraz daha fazla çay molası verebileceğiniz anlamına gelebilir. Ama yine de, daha önceki yazımda belirtmiştim, şirketler kafa avcılarına yüksek oranda komisyon ödedikleri için kendi sitelerine başvuru yapanlara öncelik veriyorlar. Yani her şekilde sizin de çaba göstermeniz şart.
  • İş dünyasında hiçbir iş ya da unvan tam planladığınız gibi ya da eğitiminizden beklenildiği gibi olmayacağı için sınırlarınızı biraz geniş tutmakta fayda var. Yani, alanınızı belli bir yere kadar daraltın ama çok da küçültmeyin ki manevra yapabilesiniz. Piyanist arayanların sayısı, yedi parmaklı cüce piyanist (nasıldı o?)  arayanların sayısından daha fazla olsa gerek.
  • Karşılastığınız ilanlarda kullanılan anahtar kelimelerden sizinle ilgili olabileceklerin kaydını tutun ve kendi aramalarınızda bunları kullanın.
  • Amerika işsizlikle boğustuğunu iddia etse de, Türkiye ile kıyaslanamayacak kadar çok iş ilanı var. Her ilanı tek tek incelemekle vakit kaybetmeyin, eğer genel anlamda alakalı bir sektörse otomatize bir şekilde başvurun. İşi değerlendirip değerlendirmeyeceğinizi arandığınızda düşsünürsünüz.
  • Türkce konuşuyor olmanız bir ihtimal (ama çok küçük bir ihtimal) avantajlı olabilir. Bu yüzden “Turkish jobs in USA” başlıklı aramalarda şansınızı deneyebilirsiniz.
  • craigslist‘ te iş arayanların listelerini de hergün gözden geçirin. Ama bu siteden çok fazla spam geldişi icin dikkatli olun. Favori email adresinizi ya da telefon numaranızı bırakmayın.
  • İş ararken ilanlarda ne özellikler istediklerine dikkat edin ve özgeçmişinizi bu yönde sürekli güncelleyin.
  • Size çok uyduğunu düşündüğünüz bir iş varsa sadece başvurmakla kalmayın, arayıp durumu sorun ve göruşme ayarlama konusunda ısrarcı olun. Bu, Amerika’ da çokça verilen bir tavsiye. Gerçekten işe yaradığını da yakın bir arkadaşımın işe girme hikayesinden biliyorum.
  • Eğer herhangi bir başvuru formunda size sosyal güvenlik numaranızı sorarlarsa sakın vermeyin!
  • Telefonunuz çalınca açmayın, genelde ya sesli mesaj bırakırlar ya da size email yoluyla ulaşırlar. Siz de geri dönüş yapmadan önce firma ve başvurunuz hakkında bir ön arastırma yapacak zamanı kazanmış olursunuz.
  • Tüm aramaları bir yüzyüze görüşmeye dönüştürme çabasında olun. Boy göstermeden gerçek adımı atmış sayılmazsınız. Her bir yüz yüze görüsme kocaman bir deneyim olarak hanenize yazılacağı için ilk başlarda çok hoşunuza gitmeyen işler bile olsa atlayın gidin.
  • Bir yandan sertifika kurslarına gidin, ingilizcenizi ve bilgisayar becerilerinizi geliştirin.

Bütün bunlara ayrılan mesaiyi toplayınca aslında tam zamanlı bir işte çalıstığınızdan çok daha fazla emek harcamış olacaksınız. Ama agresif bir tutumla, istikrarlı bir şekilde başvurulara devam ettiğiniz müddetçe gelen telefonların sayısı artacak ve bu ön mülakatları nasıl yöneteceğiniz konusunda da deneyim kazanacaksınız. Bu yüzden panik yapmayın, sadece birkaç ay sabredin. Sonrasında herşey çok daha kolay olacak.

Amerika İçin Özgeçmiş

Mülakatta

One Comment

  1. Pingback: Mülakatta

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*