Tarih Dersleri

Kölelik

Mel Gibson’ ın yazıp yönettiği o çok tartışılan Apocalypto filmini hatırlayın. Bu tarihi macera filmini büyük bir iştahla izlerken son saniyede beklenmedik bir mesajla karşılaşmıştık. Gibson tüm filmi bariz bir şekilde “İspanyollar gelip Mayaları bip, ama Mayalar da kendi kendilerini zaten bip!” temasına bağlıyordu. Doğru aslında..

Kölelik insanlık tarihi kadar eski neredeyse. Neyse ki şimdi en azından resmi olarak yasak. Hatta şimdiki neslin anlamakta bile güçlük çektigi bir kavram. Ama Columbus’ un Amerika’ yı keşfinden sonra burada başlattığı acımasız kölelik sisteminin öfkesini hala Kolombiya kahvesi gözlerden okumak mümkün.

Geçen tarih yazısında Christopher Columbus adındaki haritacı & denizci kişilik Amerika’ yı bulmuş, ardından başka seferler düzenlemiş, yeni kıtadaki potansiyeli görmüş, yerli halkı kesip biçmiş, ekonomik anlamda Avrupa’ nın beklentilerini karşılayamamış, zaten pek de sevilmemiş, ama sonrasında yeni denizcilerin yolunu açarak kıtanın yavaş yavaş diğer yerlerinin de keşfedilmesine önayak olmuştu.

Ancak, üzerinde yaşayan birilerinin olduğu toprakları keşfetmenin ve sahiplenmenin doğurdugu asıl önemli problem bu insanlara ne olacağıydı. Avrupalılar da bu sorunu gerek öldürme, gerekse köleleştirme yöntemleriyle çözmeye çalıştılar. Columbus’ un kurduğu “encomienda” adındaki kölelik sistemi ile yaşadığın yer hangi koloniste bağlıysa otomatikman onun kölesi olup emrinde çalışmaya zorlanıyordun. Özellikle de tarımsal alanda.

Yerlilerin bünyelerinin Avrupalı hastalıklara kolayca yenik düşmesi ve tarım alanında güçlü kuvvetli köle performansı sergileyemeyişleri kolonist akıllara Afrika kölelerini getirdi. Hem hastalıklara dayanıklı, hem de tarımdan anlayan Afro-Amerikanların Amerika macerası da böylece başlamış oldu.

Bir süre sonra kolonistlere bütün bunlarla uğrasmak da zor geldi ve çok daha karlı bir fikir buldular. Hali hazırda köleleri bulunan yerli medeniyetler varken ne diye dış ticaretle uğraşacaklardı ki? Tek yapılması gereken kralı öldürüp kral olmak! Halk aynen biat etmeye hazır bir şekilde duruyor nasılsa.. Meksika ve Peru’ daki Aztek ve İnka imparatorları için üzerinde “Bazıları Şanslı Doğar” yazan şapkaları çıkarma vakti işte böyle geldi.

Güney Amerika’ daki güç dengeleri bir süre İspanyol, İngiliz, Fransız ve Portekizliler arasında oturmasa da bugünkü resimden anlıyoruz ki uzun vadede olaya noktayı koyan İspanyollar olmus. Tabii bu ülkelerin bir yandan da Avrupa’ da birbirleriyle savaşıp durduklarını ve dönüşümlü olarak kan kaybettiklerini de unutmamak gerek.

İnsanlık tarihinde kara bir leke olan köleliğin Amerikalarda enstitüleşmesi ile başlayan süreç birkaç yüzyıl daha devam etti ve kölelik 19. yüzyılın başlarında Amerika Birleşik Devletleri’ nde, 20. yüzyılın başlarında da tüm dünyada yasaklandı. Ama hepimiz gayet iyi biliyoruz ki kimse ertesi güne köleliğinden %100 arınmış olarak uyanmadı..

Yerlilere ne olduğu konusunda ise kaynaklar Amerika’ nın keşfinin 50. yıldönümünde sayılarının 300 binden sıfıra yaklaştığını, ölümlerin çoğuna kızamık, çiçek gibi bulaşıcı hastalıkların yol açtığını ve bu hastalıkların kaynağının Avrupalıların kıtaya taşıdığı mikroplar olduğunu iddia ediyor.  Yani bu katliamın bir kısmında art niyet yok. Rahatladık mı? Negatif..

Kaynak ; S.Wiegand, U.S History

Bir sonraki tarih yazısı; Amerikan Devrimi

2 Comments

  1. Dünya’da Amerikan Merkez Bankası’nın (FED) karşılıksız ve havadan para basması nedeniyle dolar şişkinliği yaşanıyor. Enflasyon ve ekonomik krizler bunun göstergesi. Para bolluğu yaşayan bankalar insanları uzun vadeli borçlandırma peşinde. Böylece ömürleri boyunca köle olarak kalacaklar. İşte çağımızın köleliği böyle.
    Amerikan tarihini bir de zeitgeist belgeselinden izlemeni tavsiye ederim.
    http://www.zeitgeistmovie.com/

  2. Uzakbati says:

    olmek disinda dunyada insanin icini acitan ne varsa hepsi insanin kendi eseri. dinden, irktan bagimsiz “insan” olmaya ozgu bazi defolar var ve guc kimin elindeyse bu defolar yuzeye cikiyor. superpower’in baska ulke oldugunu dusun, ne daha guzel ya da farkli olacakti? elimizden gelen tek sey akilli ve modern, herseyin farkinda olan toplumlar olmak. yoksa guc illa ki birilerinde olacak, kimde oldugundan bagimsiz cagin koleligini baska formlarda yasiyor olacagiz. ama illa ki daha hafif formlarda.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*