Florida

Everglades National Park

Geçenlerde bir arkadaşım “Farz et ki bir anda dünyada sahip olduğumuz herşey yok oldu; binalar, arabalar, ütü, iphone,.. herşey! Doğayla başbaşa, dımdızlak kalıverdik diyelim. Medeniyetin bugünkü haline gelmesi ne kadar zaman alır?” diye sordu. AROG’ u izlemişlikten olsa gerek “Bilenler bilmeyenlere bildiklerini anlatır, daha hızlı çağ atlanır” dedim. Yanlış cevap! Hiç de öyle olmaz tabii ki.. Bill Gates penceresiz bir inin içerisinde yaşamak zorunda kalır, Steve Jobs da ancak daldan elma koparır. O da eğer hayatta kalmayı başarabilirlerse..

Miami’ ye 2 saat uzaklıktaki Everglades Milli Parkı vahşi hayatla aramdaki seti kaldırdığım ilk yerdi. Güne arkasındaki büyük ve gürültülü pervaneyle ilerleyen airbotumuzla bataklık turu yaparak başladık. Bizdeki kulaklıklardan takan bir timsah olsaydı bu turda karşımıza çıkardı muhtemelen ama sağır olduğunu düşündüğüm sıcakkanlı bir rakundan başka bir hayvanla karşılaşmadık. Yine de bataklık bitki örtüsü içerisinde belgeselimsi gerilimle ilerlemek ve kaptanın atraksiyonel bot kullanışı süper keyifliydi.

Everglades’ den Florida’ nın meşhur timsahlarını görmeden ayrılmamalıydık. Dere kıyısında dinlenmek isteyen sporcu çıtır kızları yiyebilecek kadar çevik, arabaların altına saklanacak kadar kurnaz, ağlayacak kadar duygusal ve dinazorlar kadar eski bu hayvanların anavatanındayız sonuçta. Sorduk soruşturduk ve yerlerini bulduk. O günün sonunda 1 saat içerisinde 50 timsah görmüş bir insandım artık..

Sanırım gelişmenin en kötü tarafı bizi doğaya karşı naifleştirmesi, doğayla yüzleşmek zorunda kaldığın bir anda da bu gerçeği yüzüne tokat gibi çarpması. Çünkü o zaman ne yazdığın Javascript kodu, ne de stresle başa çıkabilme yöntemlerin seni koruyabilir. Bir ihtimal biseps bastıysan, “nasıl hayatta kaldım” belgeselleri serisi izlediysen ve şanslıysan.. O da bir ihtimal.. Everglades Milli Parkı’ na gelerek Amerika’ da doğa gezisi yapmaktan hem hoşlandığımı, hem de ürktüğümü tekrar fark ettim. Yersiz bir korkaklık olsa da, doğaya karşı edindiğim bu yarı hayran yarı paranoyak tutumumdan gayet memnunum. Çünkü bu, penceremin önüne yaz kış demeden konan fosforlu kırmızı kuşu görünce zevkten dört köşe olurken, birgün sahip olduğum medeniyet elimden alınırsa karşıma çıkabilecek zorlukların varlığının da farkına varmama yarıyor.

5 Comments

  1. Timsahlari gorunce plajda yatasim geldi… 🙂

  2. Aayy timsahlar çok ürkütücüü! Ne kadar büyükler öyle.
    / Sen de fotoğrafta çok güzel gülümsemişsin 🙂

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*