Florida

Fort Lauderdale

Florida tatilimizin 2. günü anlık gelişmelere dayalı ilginç bir gündü. Birkaç iş ilanında karşılastığımız Fort Lauderdale ismindeki şehrin nasıl birşey olduğunu merak edip arabamızı Las Olas adındaki caddenin yakınına park ederken tek planladığımız bu kafe dolu yolda palmiyeler ve kahve kokusu eşliğinde okyanusa doğru mütevazi bir yürüyüş yapmaktı. Nasıl oldu anlamadık, yarım saat içerisinde kendimizi gün boyu sürecek bir maceranın içerisinde buluverdik.

Herşey Türk olmamız sayesinde başladı galiba. Bakıp çıkmaya bayıldığım antikacılardan birine yine bakıp çıkacaktık ki dükkan sahibi nereli olduğumuzu merak edip ayaküstü bir sohbet baslattı. Ardından Türkiyeyle ilgili o malum sorular ve tabii ki bizim artık klasikleşen laik müslüman savunmalarımız.. Altta kalmadık, biz de onu Fort Lauderdale konusunda sorguya çektik ve günün en değerli tüyosunu kaptık. Birkaç blok öteden sola don, bot taksilerden birine bin, bütün şehri kısa yoldan gez.

Fort Lauderdale, Florida’ nın Venedik’ i olarak biliniyor. Kalburüstü bir yer olduğunu Las Olas’ taki emlakçıların camlarına yapıştırdığı evlerin fiyatlarından çıkarmıştık aslında, ama bot taksideki 2. kaptan mikrofonu eline alıp yanından geçtiğimiz yalıları tanıtmaya başlayınca anladık ki farkında olmadan starların mahallesine düşmüşüz. Amerikalı kaptanlardaki şovmen ruh, turizm sektörünün hazırladığı sıcak ambians, magazinel malzeme ve mikrofon. Bu dört faktör bir araya gelince ortaya dinlemeye doyamadığımız dedikodular çıktı.

Kaptanın anlattıklarının gerçek hayatla ilişkisini kurabilmek için tenis maçı izler gibi kafalarımızı bir sağdaki bir soldaki yalı ve yatlara çevirip durduk. Kimi yalılar Micheal Jordan, Nick Nolte gibi ünlülere, kimisi Amerika’ daki meşhur mağaza zincirlerinin sahiplerine ait, kimisi sosyetenin kızına 16 yaş hediyesi, kimisi Viagra’ yı bulanın başarısının eseri. Bölgedeki en pahalı ev “Kelebek Ev” adında ve 19 Milyon, hemen karşısında demirlenmiş motoryat ise 52 Milyon Dolar değerinde. Ultra zenginler dünyasına girdiğin andan itibaren statünü korumak zorunda olmak da zor şekerim.. Gerçek bir sosyete olacaksan 52 Milyon Dolarlık yatı almakla kalmayıp, marinada barınması için günlük 700 Dolar kirayı da göğüslemek zorundasın. Bilmiyorum, ve muhtemelen hiç bilemeyeceğim, bana yata verdiğimden çok o kira koyardı sanki..

 

Fort Lauderdale bot turu toplamda 2,5 saat süren 18 duraklı bir tur. Yani, karnımızın acıkması ile herhangi bir durakta inmeye karar vermemiz, indiğimizde her yer restoranken bir de arka sokağa bakmak istememiz, arka sokaktaki bir binanin duvarında Atatürk resmi görmemiz, o binanin içerisinde de onlarca Floridali Türk ile karşılaşmamız ihtimalleri toplamı ne kadar düşükse, bunu yaşamanın şaşkınlığı da o kadar yüksekti.

Yıllar önce Amerika’ ya gelen ve hayatlarına burada devam eden bir grup Türk doktor ve mühendis, şimdi de Fort Lauderdale’ in güneşinde emekliliğin tadını çıkarıyorlar. Kendi imkanlarıyla Atatürk Türkiyesini torunlarına aşılayacakları Florida Türk Merkezi adında bir komünite kurmuşlar; Türkçe dersleri, toplantılar, klasik müzik konserleri gibi etkinlikler düzenleyerek kültürlerini yaşatıyorlar. Çabalarına, sohbetlerine ve kışın Miami yazın Bodrum hayat tarzlarına bayıldık doğrusu. Umarım tekrar karşılaşabiliriz.

Florida gezimiz dolu dolu geçmeye devam ediyor. Çok yakında 😉

6 Comments

  1. Fransa’da Val-Thoiry’den dönerken Türk arkadaşlarla otobüs beklediğimiz sırada arkadaşlardan birisi sigarasını yakmıştı. Tam bu sırada otobüs geldi ve kalkış saatini beklemeye başladı. Biz de bir kaç dakika arkadaşın sigarasını söndürmesini bekliyorduk. Bu sırada yaşlı başlı bir dede olan otobüs şoförünün dikkatini çekmiş olacağız ki adam selam verip (Bonjour!) nerde çalıştığımızı, nereli olduğumuzu sordu. Türküz, Cern’de çalışıyoruz….vs. diye anlatırken adam bildiği türkçe kelimeleri/cümleleri sıralamaya başladı. Çok şaşırdık! Meğer 80lerde kamyon şoförüyken hep Türkiye’den geçermiş. Bize yaşadıklarını öyle anlattı ki yine şok üstüne şok yaşadık: Adım başı askerlere, polislere verdiği rüşvetler, paralar, dergiler, ..vs. otellerden, benzincilerden yediği kazıklar, gözaltılar, tutuklamalar..vs. Tam bir “Geceyarısı Ekspresi” hikayesiydi.

    Hepsine inanmadık, inanamadık. Ama gerçek olan şey şu ki; Türkiye’nin imajı bizden önceki nesiller yüzünden berbat durumda! Yine de bizim gibi gençleri seviyorlar ve güveniyorlar. (mı acaba?)

    • Bu bizim kaderimizde var artik, hayatimiz boyunca psikolojik savas vericez. ama bu imaji turkler yaratti, kimseyi bizi begenmiyor diye suclayamayiz.
      bence bizden onceki sonraki diye bir ayrim da yok. egitimli ve egitimsiz diye bir ayrim var. hem avrupa hem de amerika soyu sopu kim olursa olsun egitimli insanin onunde saygiyla egiliyorlar. cunku egitimli, cici bir yabanci baska bir ulkede yasarken kimsenin guvenligini tehdit etmez, herkesin hayatina saygilidir, adamin kendi ulkesinde kurdugu duzeni bozmaya kalkmaz. insanlar ne goruyorsa onu soyluyor. iyi kalpli, saf, misafirperver olmak yetmez; saygili, etik, cagdas da olucaksin.
      turkiyenin imajinin duzelmesi ne yazik ki zamanla iyilesen bir durum degil. hatta zaman gectikce kutuplasma daha da artacak gibi gorunuyor. yazik..

  2. Bir tane hayvanın fotoğrafı var. Bu hayvan ortalıkta insanların arasında mı yaşıyor? Siz onun fotosunu nasıl çektiniz?

    • koprunun altinda bir barin uzerinde duran 1 metreye yakin uzunlukta bir surungen. ne oldugunu ben de bilmiyorum.. botla koprunun altindan gecerken kaptan “simdi de turuncu uniformali yetkiliye gecis ucreti odeyecegiz” deyip yanina yanasti ve cherry domateslerden verdi 🙂 cok tatliydi, sanirim hep orada oyle duruyor ve gelen gidenden rusvet topluyor:)

  3. Atatürk logolu yeri görmeniz nasıl bir tasadüf olmuş yaa! Allahın işi işte…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*