Amerika' da Hayat

Sağlık Çıkmazı

Sigorta sistemini ilk akıl eden kişiyle tanışmayı çok isterdim. Süper bir buluş değil mi sizce de? Hatrı sayılır bir miktar parayı her ay düzenli olarak bir firmanın kasasına yatırıyorsun, karşılığında hizmet alsan da seviniyorsun almasan da. Hele ki hayat sigortasının bir planı var ki sadece ve sadece 10 yıl içerisinde ölürsen ödediğin parayı geri alabiliyorsun. Başlarına birşey gelirse çocuklarının geleceğini garanti altına almak isteyen bu ailelerin duyarlılığını takdir ediyor, primin hasını tatmaları için onları Amerika’ ya davet ediyorum. Kısa sürede “sağlık sigortası bile
olmayanlar’ zincirine katılmaları çok muhtemel. Yalnız olmayacaklar en azından, onlar gibi 45 milyon kişi daha var bu ülkede!*

Aslında sigortalı olsan mı olmasan mı, tam bir çıkmaz. Primler de sinir bozucu, eve gönderilen faturalar da.. Eşimin geçenlerde yaptırdığı endoskopinin (basit bir mide röntgeni) faturadaki hali 3800 dolar! Hemen altında belirttikleri sigorta tarafindan ödenmiş haliyle cepten çıkacak olan 123 dolar ise 3800′ un soğuk duşundan sonra, sıcacık.. Yani o 5 dakikada kapıda biten ambulanslar, helikopterler falan kimsenin kara kaşına kara gözüne değil..

Amerika’ da bütün sigorta türleri el yakıyor. Ama sağlık sigortası konusunun dünyanın bir numaralı ülkesinde bu kadar acımasız bir halde olması akıl alır şey değil. Normalde biz “halk” ı oluşturanların, devletten ilk bekleyeceği canımızı koruması kollamasıyken, devlete ödedikleri yüklü vergilerin yoksullara yaramasını istemeyen tuzu kuru Amerikan halkı protestolarıyla, sağlık reformuna kalkışan Obama’ yı bu işe girdiğine gireceğine bin pişman etti. Demek ki sosyalist yapının en aklı selim özelliğini bile yeni dünya genleri bir türlü kabul etmiyor..

Kısacası; sigortanızı karşılayacak işlerde çalışmanızı, olmadıysa bütçenizden her ay en az 500 doları unutmanızı, yoksa babanızdan bu durumla ilgilenmesini istemenizi, o da yoksa artık 3 kulvalla 1 elhama ağırlık vermenizi tavsiye ederim:)

6 Comments

  1. Birine ilk siraya saglik dilemek pek mantikli oluyor Amerika’da herhalde… 🙂

  2. ilk kullanilmaya baslandigi zamanlar turkiye’de “kendine iyi bak” lafiyla cok dalga gecilirdi. artik literature girdi gerci.. “take care” lafini muhtemelen buradan arakladik. amerika’ da cok anlamli bir dilek gercekten de.

  3. bir amerikan filmi izlediğimde, pek sallamazdım gördüklerimi. gelelim görelim ki amerika’da hemen her şey, aynı filmlerindeki gibi. çocukların üniversite masrafları için para biriktirmeler (yok öyle harç kredisi falan), yüklü sigorta poliçeleri, her cadde köşesinde bulunan evsizler, senatörlük seçimleri için tipten tipe giren “tip”ler, siyasetçilere “sizce din ve devlet işleri ayrı olmalı mı ?” diye direktman soru soran muhabirler (evet o kadar da aşmış bir ülke değil, ayrı konu).. yani bırakalım türkiye’yi, burda da çok para eşittir çok iyi yaşam..

  4. Evet, gercekten ayni! hatta her filmde defalarca gozuken, evlere ozel bayrak direkleri ve dalgalanan bayraklar bile gercekmis, ben filme ozel sov saniyordum:)

    onun disinda amerika her ne kadar super power olsa da bazi konularda avrupa ulkelerinden cok geride. bu konuya bir postumda deginmeyi planliyordum, comin’ soon! 🙂

  5. Amerika’ya geldiğinizde gözünüze çarpan ilk şey her tarafta gördüğünüz irili ufaklı Amerikan bayrakları olacak. Bu bakımdan tam Türkiye’ye benziyor gibi..

    Örümcek Adam ve türevlerinin gökdelenlerin tepesindeki Amerikan bayraklarının yanında poz vermelerinin sebebi anlaşılıyor, Amerika’da muhtemelen 11 Eylül sonrası başlayan ciddi bir milliyetçilik akımı hemen göze çarpıyor..

  6. Gerçekten Güzel bir yazı olmuş.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*