Amerika' da Hayat

İçimizdeki Şişman

Türkiye’ ye gidince eğer algım oyun oynamazsa ülkem bana kurak, karmaşık, üzerinde uzun boylu ve açık tenli insanların yaşadığı bir yermiş gibi gelecek. Ama yurdum insanını small beden algılamak muhtemelen hoşuma gidecek. Söylüyorlardı, inanıyordum ama bu kadarını beklemiyordum.. Pes! Annenize babanıza kilolu diye söyleniyorsanız, bir kremalı pasta kapıp ellerini öpmeye gidin. Çünkü eminim buradaki mega obezlerin yanında minicik kalırlar. Durum öyle vahim ki Çin’ de deprem olsa onlardan bilicem.

Bu konuda kimi neyle suçlasak bilemiyorum. Yemeği “sürümden kazanma” aracı olarak gören Amerika öyle şişmansever politikalar üretmiş ki insanın şişman olması hayatını kolaylaştırıyor sanki. Mesela; 10 kurabiyeye 10 dolar veriyorken 20 kurabiyeye 11 dolar veriyorsun. Şimdi ben kurabiye seven biriysem ve kafam matematiğe biraz basıyorsa gidip neden 10 tane alayım ki? 20 tane alırım. Sonradan pişman olup 9′ unu eşe dosta dağıtsam yine de kârdayım (tabak boş dönmez). Peki ya pişman olmazsam? İşte tam bu noktada Amerika’ nın şişmanlık sorununun önemli bir bacağını anlıyoruz: Yiyen şişman, yemeyen pişman!

Türkiye’ de sosyetik mekanlar sınıfına bile girebilen Mcdonaldsvari fast foodcuların ise akıl almaz bir varyasyonu var. Sundukları yağlı yağlı, vıcık vıcık yemeklerle çesit çesit, boy boylar… İçi kızartılmış birşeyler dolu kocaman tabaklar, kola dolu kova gibi bardaklar.. Gittiğimiz sinemadaki patlamış mısırın yoğun kokusu halâ burnumda. Ama yavaştan ben de alışıyorum ne yazık ki.

Birkaç tavsiye:

  • Üzerinde light yazması light olduğu anlamına gelmiyor, hatta hayatının en şekerli meyveli yoğurdunu yemek üzere olabilirsin.
  • Her zaman en küçük porsiyonu iste, aradığın boy o çünkü.
  • Bir de elbiseleri denemeden alma, bu sınırlar içerisinde en az bir beden daha küçüksün (işte bunu seviyorum!!).

Bu arada hatırlatayım; büyük porsiyon meselesi NewYork City için çok geçerli değil. Sanırım kimse turistlerin çabuk doymasını istemiyor:)

11 Comments

  1. 🙂 Bende kilo alip donmustum, aman dikkat!

  2. Ben de aliyorum-veriyorum, sonunu merak ediyorum:)

  3. Keske bunu bir ay once okusaydim!

    Iki gun once Amerika’dan siparis ettigim deri mont geldi. Burada hep giydigim M boyutu Amerika’da farkli oldugunu ogrendim. Buyuk cikti mont!

    Pahali bir tecrube oldu…

  4. 🙂 Siz Ruslar eskiden deri montlari Turkiye’den alirdiniz buyuklerinden dinlemedin mi hic? mutlulugu uzaklarda ararsan boyle olur iste 🙂

  5. şunu açık seçik baştan söyleyeyim: hakkaten, ben böyle bir şey görmedim! türkiye’deyken “obezite obezite” diye bağıran haberleri falan çok önemsemezdim. ta ki bu gerçekliği bizzat gözlerimle görene kadar. buraya geldiğimden beri kullandığım bazı favori sözlerim var. onlardan biri de “beyond my imagination”. evet bu durum da tam bir “beyond imagination” durumu. inanılmaz.. şişman veya obezite gibi kelimeler bence o tonaj teyzeleri betimleyemez..

    ..derken, düşünüyorum, son zamanlarda neler tükettim diye, bol cheeseburger, patates kızartması, cupcake (ama çikolatalı olacak illa ki), litrelerce kola (ilkokuldaki hiç kullanılmayan yangın söndürme kovalarını burada kola koymak için kullanıyorlar), pizza, pisküvi vs vs.. neyse ki el yapımı çorba buldum sonunda. dikkatli olmak lazım nitekim..

  6. di mi ya! amerikadakiler kursuye! sonra bana abartiyo demesinler:)

    Eses, hemen bir turk bakkal arastiriyorsun ve bilimum etimek, etiform, mavi yesil ve altinbasak siparisi veriyorsun. yoksa sismanlayip yukarida yazdigin yorumu kaldirmami istersen tarafimdan reddedileceksin, simdiden soyliyeyim:)

  7. her şey 99 cent. gelsin hamburgerler gitsin burittolar, içilsin kolalar.. tehlikenin farkında mısınız?

    christian bale “the machinist”te oynayacağı bir deri bir kemikten oluşan rolü için filmin çevrilmesinden önceki zamanı sadece balık yiyerek geçirmişti. ben de yukarda bahsettiğim yiyecekleri dengelemek adına tunaya geçtim, iç huzurumu buldum en azından:)

  8. cast away filminde de tom hanks 4 yil sadece balik yiyerek tas gibi oluyordu.. balik yiyerek zayiflarsinin yaninda ucagin okyanusa duserse zayiflarsin gibi bir sonuc da cikarabiliriz bence 🙂

  9. Dr. Mehmet OZ amerikalilari rahatlatmak icin bir arastirmayi isaret etti. arastirma diyor ki; dunyanin en sisman milleti sadece amerikalilar degil, kanadalilar, sililer, seysellesliler, barbadoslular, makedonlar, ingilizler, hirvatlar, bahreynliler, israilliler, maltalilar, yenizelandalilar, bosnalilar, kuweytliler, misirlilar, almanlar, panamalilar, suudi araplar.. da en az amerikanlar kadar sisman..

    Bu arada Amerika’nin 66.9% gibi bir sismanlik orani var.. yani kendinizi kotu hissetmemek icin ne kadar rusyaya gitmemek gerekiyorsa, iyi hissetmek icin o kadar amerikaya gelmek gerekebilir 🙂

    http://www.cbsnews.com/2300-204_162-10005806.html?tag=page

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*